30.09.2007


70li yılların Münir Özkullu, Adile Naşitli sıradan insanların, sıradan hayatlarını konu edinen aile filmlerini hatırlarsınız. İkinci Bahar, bu filmlerin dizi haline getirilmiş şekli sanki. En az o filmler kadar sıcak, en az onlar kadar içten.



Yıllar önce, Atv'de yayınlandığı dönemde izleyememiştim. Şimdi hafta içi her gün, tam benim okuldan yorgun argın gelip, televizyonun karşısına geçtiğim saatlerde (saat:15.00 gibi),Fox Tv'de tekrar bölümleri oynuyor. Olay örgüsü, Hanım rolünü oynayan Türkan Şoray ile, Ali Haydar'ı oynayan Şener Şen'in aşkları üzerine kurulmuş. Dizide kötü karakter yok gibi. Karakterlerin hepsi esasında iyi de zaman zaman kötülüğe kayıyorlar. Kısacası dizide epikleştirilmiş bir sokak hikayesi anlatılırken; epikliğinin gereği olan keskin iyi kötü ayrımı yok. Hemen hemen bütün insanlar iyi. İnsan ilişkilerinde keskin mantık aranması, dizide sürekli aşağılanmış. Hep duygularının hükmettiği insanları iyi olarak görüyoruz; kötüler de mantıkları tarafından esir alınmışlar. Ne zaman ki onlarda mantıklarını bir kenara bırakıp; duygusal davranmaya başlıyorlar, hepsi iyi karakterlere dönüşüyor. Yani İkinci Bahar ütopik bir dizi aslında. Başka bir yapım olsa bu Pollyanna felsefesini eleştirirdim ama İkinci Bahar'ın güçlü oyuncu kadrosu ve ekrandan taşan samimiyeti her kusurunu affettiriyor.



İkinci Bahar, Sezen Aksu'nun oğlu henüz 45 günlükken ona yazdığı ama TRT tarafından müstehcen olduğu gerekçesi ile yayınlanmayan (o zamanlar) bir şarkı. Aslına bakarsanız bu şarkının bir annenin duygularından çok bir aşığın duyguları oldugu apaçık ortada, aşk var, tutku var, arzular var... Ama şarkıyı bu duyarlılıkla dinlediğinizde, evet bu şarkı bir annenin evladına seslenişi de olabilir, bir kadının ya da erkeğin hayatının aşkına seslenişi de olabilir diyorsunuz. Bir Zülfü Livaneli bestesini, herkesin kendinden birşeyler bulduğu muhteşem bir şarkıya çeviren Sezen Aksu'ya bir kez daha hayran olduğumu eklemeden de edemeyecegim...



Dizideki diğer müzikler İncesaz'ın Bir Eski Nisan adlı albümünden alınmış. Ben en çok Adem ve Havva'yı beğendim.

5 Comments:

  1. Adsız said...
    levent, ben gecenlerde, tezi bitirmem gereken gunlerden birinde internette buldum ikinci bahari, tum bolumlerini birden. o gun sanirim arka arkaya sekiz bolum birden izledim. birturlu birakamadim. her bolum oyle bir noktada bitiyorki, sonraki bolumu izlemeden edemiyor insan.
    Turkan Soray muhtesem orda. hele bazi sahnelerde o gulen gozleri birden ofkeyle doluyor, yuzu birden degisiveriyor, sanki az onceki kadin bir baskasiydi saniyorsun.
    ben de izlerken oyle dusunmustum, senin gibi, masal gibi diye. hatta kizdim biraz; inandiriyorlar insani boyle guzel insanlar, iliskiler varmis gibi gercekten.
    daha once de izlemistim ben, tekrar izlemek de cok keyifliydi.
    Adsız said...
    Yasasin muzik blogu geri gelmis! Ama her girdigimde degisik bir blog goruyorum, ucup gidecek yine herhalde diye korkuyorum ;-)
    Adsız said...
    Annem eskiden kalktığında "Aman Allahım yine eşyaların yeri değişmiş" diye şaşkınlık geçirirdi. Ama artık salonun oturma odasına, yatak odasının çalışma odasına dönüşümüne, eşyaların oradan oraya taşınıp, şekilden şekile girmesine o kadar alıştı ki, "Hayret bugün değişiklik yok" diye uyanıyor artık.

    Sanırım bu bloğun okuyucuları da artık alıştı bana:)
    Adsız said...
    Burcunuz nedir efem? Valla ben kovayim, degisikligi severim, yeni tatlar, saclar, mekanlar vs..ama bu kadar da degil yafu! (kocami hala degistirmedim mesela ;-)
    Adsız said...
    Yengeç burcuyum ama delişmen ruh halimi yükselenim olan İkizler'e borçluyum sanırım:)

Post a Comment