8.10.2007

Ben bir sınıfa haftada yedi saat derse ve bir saat rehberliğe giriyorum. (8x40=320 dakika)Bu yedi ders saatinin ikisi okuma, biri sözlü/yazılı anlatım, ikisi dilbilgisi, biri dramatizasyon, son saati ise roman/hikaye okuma etkinliği ile geçiyor. Rehberlik saatinde ise kim kiminle kavga etmiş, hangi öğretmen kimden şikayetçi, başarısızlıklarının sebebi, mesleki rehberlik gibi konular üzerine konuşuyoruz.



Odamda winampın durmadan çaldığı, dışarıda ipodumu kulağımdan çıkarmadığım, bloğumun bile bir günlükten ziyade, bir müzikloga dönüştüğü düşünülürse, dersimde şimdiye kadar hiç müziğe yer vermemem çok tuhaf. Şiir dinletisi projem bir hüsranla bitmiş olsa da, bana yerinde kullanıldığı takdirde, müziğin öğrencileri nasıl motive edebileceğini gösterdi. Bugün 8-A sınıfında, "Keşke..." konulu kompozisyon çalışması yaptırırken, Fahir Atakoğlu'nun İf albümünü çaldım. Hocam Bengü dinlesek diyen birkaç çatlak ses dışında, hepsi yazı yazarken çalan melodiden çok hoşlandılar ve kimi zaman yazarak, kimi zaman kendilerini müziğe bırakak diğerlerinden çok farklı bir 40 dakika geçirdiler...



6. sınıflarda ise müziği bir ödül olarak kullandım bugün. Eğer üniteyi erken bitirebilirsek zil çalana kadar size müzik dinleteceğim dedim. Öğrencilerim o hevesle, dersin bitimine 15 dakika kala ünitedeki tüm etkinlikleri bitirdiler. Eskiden olsa kolumuz yoruldu diye mızmızlanırlardı. Zil çalana kadar Goran dinledik ve çok eğlendik.



İki saattir Türkiye'de çıkmış olan çocuk şarkıları albümlerini araştırıyorum. Dini içerikli onlarca, pop şarkılarının çocuk versiyonlarından oluşan birkaç albüm buldum. Tam çocuklara dinletebileceğim bir albüm yok diye düşünürken, Yıldız İbrahimova'nın "Çocukça Şarkılar" albümünü buldum. Albüm tanıtımında şu bilgilere yer verilmiş:

"Yıldız İbrahimova, Batı uygarlığının en büyük zenginliği olan çok sesli müziği; akustik entstrümanlarla, insan sesinin değişik renkleriyle, doğaçlama tekniklerinin kullanıldığı caz yorumlarıyla çocuklara tanıtıyor. Avrupa’nın birçok ülkesinde farklı dillerde söylenen şarkılarından oluşan CD, çağdaş Türkiye’nin çağdaş çocuklarının, Batı uygarlığının estetik, felsefi, kültürel, sosyal değerlerinin oluşumunda önemli etkisi olan çok sesli müziği tanımaları yönünde atılmış önemli bir adım."

Birkaç şarkının introsunu dinledim çok güzel. Benim Yıldız İbrahimova ile tanışmam yıllar öncesine dayanır. Birgün tesadüf eseri aldığım "Marcanja Çigan Romansları" albümünü dinlerken "bu hangi enstürman acaba?" dedikten beş saniye sonra, o sesin bir enstrümana değil Yıldız İbrahimova'ya ait olduğunu anlamam sonucu "vay be" demiştim hayretle. Siz bu albümden seçtiğim şarkılar dinlerken, ben diğer albümü bulmaya çalışayım...

3 Comments:

  1. gaykedi said...
    amerika da yaşayan "şu"
    türk kadın müzisyen arkadaşın bu konuda bir çalışması var, takibine al canımcım, kendisi daha öncede "gay" klasik müzik bestecilerinin eserlerini yorumlamıştı, bu da "blog"
    adresi, ve hatta o da bugün yazısında raslantıya bak ki, buna benzer bir konudan "şikayet"
    ediyordu, halla halla ya ilginç walla, bende bir ermişlik mi var vermişlik mi var anlamadım, bütün raslantılar beni buluyor, tanrı beni şaşırtmayı çok seviyor sağolsun, şimdi gidip ona senden bahsedeyim :)
    Adsız said...
    Elif'i tanımamak ne mümkün. Bir ara benim bloğumu okurdu ama benim malum "sil-kapat-yeniden aç"larımdan haklı olarak sıkıldı. Çocuklarla ilgili çalışmasından haberim yoktu. Sayende bu güzel çalışmadan da haberdar oldum. Kimbilir belki bir gün onun çalışmasını dinletirim çocuklara:)
    Unknown said...
    Hayir Le Vent'cigim, sIkIlmIs filan degilim. Sadece sana ve adres degisimlerine yetisemiyorum! :oP Simdi linkliyorum, bakalim kac gunde kaybedecegim izini!!! :o)

    www.elifsavas.com/blog

Post a Comment